İçeriğe geç

Kendin Olmak…

Bana aldanmayın!

Yüzüm bir maskedir, sizi aldatmasın.

Binlerce maskem var, çıkarmaya korktuğum,

Ve Hiçbiri ben değilim…

Charles C Finn’in “PLEASE HEAR WHAT I’M NOT SAYING” şiirinden…

 

Bu şiir favorilerim arasında yer alır . Dilimize  “Maske” adıyla çevrilmiş bu şiirin tamamını okumanızı tavsiye ederim. O kadar “gerçek” ki!…

Evet, itiraf edelim, hepimizin maskeleri var! Çocukluğumuzdan itibaren değişik durumlara ve ortamlara uyum sağlamak için geliştirdiğimiz binlerce maskemiz var her birimizin.

Bazen annelerin şikayetlerini duyuyorum: “Oğlum okulda bir melek, ama evde hepimizi canından bezdiriyor!”. Ve şöyle düşünüyorum : “Sevilmek ve sayılmak için oğlunuz okulda melek maskesini takıyor ama evde böyle bir maskeye ihtiyacı yok, çünkü sevildiğini biliyor, üstelik okulda bütün gün o maskeyi takmaktan öyle usanmış oluyor ki eve geldiğinde normaldekinden de kötü davranıyor!”

Başka bir örnek vermek gerekirse, biriyle ilk çıktığımızda nasıl davrandığımıza bir bakalım. Kendimiz olabiliyor muyuz? Yoksa karşı tarafı etkileyecek ve gölgelerimizi saklayacak maskeler mi takıyoruz? Peki ya her bir maskenin ruhumuza yaptığı baskıyı hissedebiliyor musunuz?

Bir arkadaş toplantısında , bir kokteylde, işyerinde etrafınıza bir durup bakın lütfen: kendini hiçbir kılıf olmaksızın dışarıya yansıtan, gerçekten “olduğu gibi olan” o kadar az insan var ki…. Herkes olduğundan neşeli, akıllı, cesur, sevecen, güçlü göstermeye çalışıyor kendini karşısındakine.

Neden peki? Çünkü hepimizin en temelde sevilmeye ve sayılmaya ihtiyacı var. Ve bu sevgi ve saygıyı kazanmak için maskelerimizi takarak karşı tarafın beklentilerini karşılamaya çalışıyoruz. Ama biraz düşünelim….İnsanlar aslında taktığımız maskeye sevgi ve saygı gösteriyor, gerçek “biz” e değil. Ve her bir maske bizi yalnızca gerçek “biz”den uzaklaştırmakla kalmıyor, aynı zamanda taşıdığımız yüke de bir yenisini ekliyor.

images

  “Geçen hafta seni rüyamda gördüm.      Tarih 31 Ekim 2002 idi ve bir Halloween partisinde buluştuk. Kostümün “kendin”di; bu zamana kadar gerçek “sen”i sakladığını biliyordum.” 

Rodney Jenkins (“Dreaming is for Lovers” yazarı)

Peki bu yüzlerce maskeyle  esasında hayat yolunda ne kadar büyük bir yükle yürüdüğümüzün farkında mıyız?

Öyleyse yavaş yavaş her birini atıp hafifleyelim ve gerçek “biz”i özgürleştirelim .

Olduğumuz gibi, tüm doğallığımızla kendimizi yansıtalım karşıya. Fikirlerimizi tüm açıklığıyla söyleyelim, tabii mutlaka saygı çerçevesinde ve karşı tarafa kırıcı olmadan.

Bırakalım yapmacık gülümsemeleri, duygularımızı yansıtmamayı, gerçekten kalbimizden gelenler yerine karşı tarafın beklediği sözleri söylemeyi.

İşte gerçek özgürlük bu…

Bırakalım bizi “biz” olduğumuz için sevsinler, saysınlar.

Tabii bütün bunların sonuçlarına da katlanalım : Bizi “biz” olarak kabul etmek istemeyecekler, beğenmeyecekler olacaktır. Bırakalım, onlar da doğal olarak silinsinler hayatımızdan.

Kendimize ihanet etmeyi bırakalım artık, ve saydam olmanın hafifliğinin tadını çıkaralım!

No comments yet

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: