İçeriğe geç

Hayat önünüzden mi yoksa içinizden mi geçiyor?

Hokusai Der ki …

Hokusai der ki özenle bak.
Dikkatini ver, farket.

Der ki bakmaya devam et, meraklı kal. Görmenin sonu yok.

Der ki yaşlanmayı iple çek.

Der ki değişmeye devam et ,
gerçekte kim olduğunu gittikçe daha fazla anlayacaksın.

Der ki çıkmaza gir, onu kabullen, ilginç olduğu sürece kendini tekrarlamaktan çekinme.

Der ki sevdiğin şeyi yapmaya devam et.

Der ki dua etmeye devam et..

Der ki her birimiz birer çocuğuz, her birimiz yaşlıyız,
her birimizin birer vücudu var.
Der ki her birimiz korkuyoruz. 

Der ki her birimiz korkuyla yaşamanın bir yolunu bulmalıyız.

Der ki herşey yaşam dolu — kabuklar, binalar,insanlar,
balıklar,dağlar,ağaçlar.
Tahta yaşam dolu…Su yaşam dolu…

Herşeyin kendi bir yaşamı var.

Herşey içimizde yaşar.

Bütün dünya içindeymişçesine yaşa…

Resim mi yaptığın, kitap mı yazdığın farketmez.
Odun mu biçtiğin, balık mı tuttuğun farketmez.
Evde oturup verandadaki karıncalara veya bahçedeki ağaçların
gölgesine ve çimenlere mi baktığın farketmez.

Önemli olan önemsemen.

Önemli olan hissetmen.
Önemli olan farketmen.
Önemli olan yaşamın seninle gerçekleşmesi.

Memnuniyet yaşamın seninle gerçekleşmesi.
Neşe yaşamın seninle gerçekleşmesi.
Güç ve Doyum yaşamın seninle gerçekleşmesi.

Der ki korkma… Korkma!.

Sev, hisset, bırak yaşam elinden tutsun.

Bırak yaşam seninle gerçekleşsin.

Roger Keyes

 

Bu şiirin İngilizcesini okuduğumda (Hokusai Says by Roger Keyes) çok etkilendim, ama ne yazık ki Türkçesini hiçbir yerde bulamadım ve sizlerle paylaşabilmek için çevirisini kendim yapmaya karar verdim. Kusurlarım olduysa affola…..

Katsushika Hokusai 18.yy da yaşamış , çağının bayağı ötesinde büyük bir Japon sanatçısı. Belki ismini ilk kez duyuyorsunuz ama eminim çoğunuz aşağıdaki ünlü “Kanagawanın Büyük Dalgaları” resmini bir yerlerde görmüşsünüzdür. Hayatının sonuna kadar resim yapmaya devam etmiş, 89 yaşında ölüm döşeğindeyken “keşke bir 5-10 sene daha yaşayabilseydim, o zaman gerçek bir sanatçı olabilirdim” diyecek kadar hayata ve kendini geliştirmeye aç , ilginç bir kişilik aynı zamanda.

HokusaiWaveBizim çalışmaktan çekilip emeklilik hayatı hayalleri kurduğumuz yaşlar için bakın “Fuji Dağının 100 Görünümü” eserinde  not olarak neler yazmış kendisi:

“70 yaşından önce yaptığım eserler önemsenecek şeyler değildi. 73 yaşımda kuşların, hayvanların, böceklerin ,balıkların yapısını ve bitkilerin nasıl büyüdüğünü gerçekten anlamaya başladım. Eğer böyle denemeye devam edersem 86 yaşıma geldiğimde onları daha da iyi anlamaya başlayacağım. Böylece 90 yaşımda doğalarının özünü keşfetmiş olacağım. 100 yaşımda, muhtemelen onlarla ilgili tanrısal bir anlayışa sahip olacağım, 130 ve sonrasında öyle bir seviyeye erişeceğim ki her fırça darbem ve her çizdiğim nokta canlı olacak.”

 

Hokusai gibi ben de hayata, öğrenmeye ve kendimizi geliştirmeye karşı her zaman bir açlık içinde olmamız gerektiğini düşünüyorum.

Öncelikle kafamızda günün veya haftanın işlerini planlarken, öğleden sonraki toplantıyı düşünürken öylesine bakmamalıyız etrafımıza, kendimizi tamamen vererek, dikkatle bakmalıyız. İşte o zaman göreceğimiz, farkedeceğimiz  şeylerin sonu yok.

Meraklı olmalıyız hayata karşı… Küçük bir çocukken sahip olduğumuz meraklı yaklaşımı kaybetmemeliyiz yaşlandıkça. Sadece dış dünyaya karşı meraklı olmak yetmez tabii, iç dünyamıza da merakla yaklaşmalıyız, zaman içinde kendimize ördüğümüz kabukların altındaki gerçek kimliği keşfetmek heyecanlandırmalı bizi.

Değişmekten korkmamalıyız. Geldiğimiz gibi gideceksek koca hayatımız neye yaramış olur ?

Sevdiğimiz şeyleri yapmalıyız mümkün olduğunca. Çoğumuz belki para kazanmak uğruna gerçekten ilgi duyduğumuz mesleği seçmedik. Ailesel sorumluluklarımızdan dolayı hala belki çok da sevmediğimiz bir işi yapmaya devam etmek durumundayız. Ama en azından işimiz dışındaki süreleri sevdiğimiz şeyleri yapmaya ayırmaya gayret etmeliyiz.

Korkuyla yaşamayı öğrenmeliyiz hepimiz. Başarısızlıktan korktuğumuz için birşeyleri denemeye çekiniyoruz çoğumuz.Korkmalı ama yine de yapmaktan vazgeçmemeliyiz. Bir başka deyişle korkularımız hayatımızı sınırlamamalı.  Gezmeyi seviyor ama uçaktan korkuyorsak kendimizi tren veya arabayla gidilebilecek yerlerle sınırlamamalıyız. Korkuyla savaşmak veya korkudan kaçmak yerine korkuyu kabul ettiğimizde ve korkuyla yaşamayı öğrendiğimizde hayata yeni bir kapı aralamış olacağız.

Özetle öylesine yaşamamalıyız hiçbirimiz. Severek, hissederek, farkederek, dikkatimizi vererek dolu dolu yaşamalıyız.

Hayat öylesine geçmemeli önümüzden. Hayat adeta içimizden geçmeli.

No comments yet

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: